Sefalet ücret zam önerisine karşı 12 Migros deposu önünde mücadelelerini sürdüren yaklaşık 5 bin depo işçisi, talepleri için direnmeye devam ediyor. İşçiler, direnişe artan toplumsal desteklerle birlikte haklarını alana dek mücadelenin kararlılıkla süreceğini söylemekteler
Türkiye’de artan hayat pahalılığı ve ücretlerin alım gücündeki hızlı erime, 2026’nın başında çalışma yaşamında biriken sorunları daha görünür hale getirdi. Bu yıl yüzde 27 artışla açlık sınırının altında bırakılan asgari ücretin fiilen “referans ücret” olması, birçok şirketin ücret politikalarını bu düşük düzeyi esas alarak belirlemesine yol açıyor.
Bu çerçevede, Migros yönetiminin 2026 yılı için depo işçilerine sunduğu yüzde 28’lik zam teklifi, artan yaşam maliyetleri karşısında yetersiz olduğu gerekçesiyle işçilerin tepkisini çekti.
Bu tablo içinde Migros’un farklı illerdeki depolarında, alt işveren firmalar aracılığıyla çalışan depo işçileri 23 Ocak’ta iş bıraktı. Başlangıçta sınırlı sayıda depoda başlayan eylemler kısa sürede yayıldı ve işçilerin mücadelesi bugün itibarıyla 12’nci gününe girdi.

Villa önünde gözaltılar
Eylemler bir aşamada Anadolu Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Tuncay Özilhan’ın Beykoz’daki konutu önüne taşındı. Pazar günü yapılan eyleme polis müdahale etti; yaklaşık 100 işçi ve sendika yöneticisi ters kelepçeyle gözaltına alındı.
Gözaltına alınanlar, ifadelerinin alınmasının ardından aynı gün içinde, bir kısmı gece saatlerinde olmak üzere serbest bırakıldı. Gözaltına alınan isimler arasında yer alan sendika yöneticisi Başaran Aksu da savcılık işlemlerinin ardından serbest bırakıldı. Aksu, yaptığı açıklamada “İnsanların çoluk çocuğu var, bu ailelere 30–35 bin lirayla geçinin diyen akıl kötü bir akıldır” ifadelerini kullandı. Müdahale sırasında basın mensuplarının da alandan uzaklaştırıldığı bildirildi.

Toplumsal Destek Büyümekte
Migros depo işçilerinin eylemleri sürerken destek açıklamaları da genişledi. Akademisyenler, kültür-sanat emekçileri, yazarlar ve yerel emek-demokrasi platformları tarafından yapılan açıklamalarda, bu direnişin tekil bir işyeri uyuşmazlığı olmadığı vurgulandı. Açıklamalarda, ekonomik kriz koşullarında düşük ücret, güvencesiz çalışma ve sendikal haklara erişim sorunlarının Türkiye’de pek çok işyerinde ortak hale geldiğine dikkat çekildi.
Farklı üniversitelerden 100’ü aşkın akademisyen, Migros depo işçilerinin insanca yaşanabilecek ücret ve sendikal hak taleplerinin meşru olduğunu belirterek işvereni Anayasa ve uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınmış haklara uymaya çağırdı. Kültür-sanat alanından 200’ün üzerinde emekçi ile 85 yazar ve edebiyatçı da yayımladıkları metinlerde, taşeronluk ve güvencesizliğin yalnızca Migros’a özgü olmadığını, özel sektörde yaygınlaşan bir çalışma düzenini yansıttığını ifade etti.
Kadın işçilerden gelen açıklamalarda ise güvencesizlik, baskı ve ayrımcılığın ekonomik krizle birlikte daha da derinleştiği vurgulandı. Soma Emek ve Demokrasi Güçleri ile Ayvalık Demokrasi Platformu gibi yerel yapıların açıklamaları da Migros depo işçilerinin mücadelesinin, artan hayat pahalılığı karşısında emekçilerin ortak geçim sorunlarını görünür kılan bir örnek olarak görüldüğünü ortaya koydu.
KESK, yaptığı açıklamayla Migros depo işçilerine yönelik işten çıkarmaların ve gözaltıların son bulması çağrısında bulundu. Bazı sendikalar ve meslek örgütleri de yayımladıkları açıklamalarda depo işçilerinin taleplerinin meşru olduğunu belirterek dayanışma çağrısı yaptı.
Muhalefet partilerinden de eylemlere destek geldi. CHP’li milletvekilleri ve parti örgütleri, Migros mağazaları önünde yapılan eylemlere katılarak depo işçileriyle dayanışma çağrısı yaptı. CHP Grup Başkanı Özgür Özel,”Ya işçilerle anlaşın ya da karşınızda bizi bulursunuz” diyerek ücret taleplerinin karşılanması çağrısında bulundu. CHP İstanbul Milletvekili Ali Mahir Başarır ile Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu da gözaltıların ardından işçilere destek ziyaretlerinde bulundu.
Bu süreç Meclis gündemine de taşındı. DEM Parti İstanbul Milletvekili Cengiz Çiçek, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı’nın yanıtlaması istemiyle verdiği soru önergesinde, yüzde 28’lik zam teklifine karşı çıkan işçilerin Kod 49 gerekçesiyle işten çıkarıldığı iddialarına ve Beykoz’daki eylem sırasında uygulanan ters kelepçe ve gözaltılara dikkat çekti.
İşçiler neden iş bıraktı?
Depo işçilerinin aktardığına göre Migros yönetimi, yeni yıl için ücretlere yüzde 28 zam teklif etti. İşçiler bu artışın, son bir yılda hızla yükselen kira, gıda ve ulaşım giderleri karşısında reel bir iyileşme sağlamadığını belirtiyor. İş bırakma kararının arkasında yalnızca zam oranı değil, bu oranın herhangi bir müzakere süreci işletilmeden, tek taraflı biçimde açıklanmış olması da yer alıyor.
DGD-SEN’in paylaştığı bilgilere göre, zam teklifine karşı çıkan ve eylemlere katılan işçilerin bir bölümü daha sonra Kod 49 gerekçesiyle işten çıkarıldı. Sendika, Kod 49 kapsamında işten çıkarılan işçi sayısının yaklaşık 300 olduğunu belirtirken, Migros yönetimi kamuoyuna yaptığı açıklamada bu sayıyı 141 olarak duyurdu.
Sendikalar ve işçi örgütleri, Kod 49’un bu tür toplu fesihlerde bir “disiplin maddesi” olmaktan çıkarılarak, fiilen işçi mücadelesini dağıtmak, eylemleri bastırmak ve sendikal örgütlenmeyi sekteye uğratmak için kullanılan bir araç haline geldiği eleştirisini dile getiriyor.

