SAHİ Tarafından Düzenlenen “Ortadoğu’ da Barış Arayışı Sempozyumu” Gerçekleştirildi

SAHİ (Sosyal Adalet Hareketi)  tarafından  6-7 Aralık 2025 tarihlerinde İstanbul’ da gerçekleştirilen uluslararası “Ortadoğu’ da Barış Arayışı Sempozyumu”  başlıklı iki günlük  sempozyum başarı ile gerçekleştirildi. Katılımcılar son oturumda bölgemizde “Barış ve Adalet”  Çalışmaların devamı için bir haberleşme ağı ve bunu düzenleyecek bir koordinasyon komitesi kurulmasına karar verdiler.

 

SAHİ (Sosyal Adalet Hareketi) tarafından gerçekleştirilen sempozyum aşağıda gösterilen program temelinde iki gün süreyle Taxim Hill Otel’ de gerçekleştirildi. 25 civarında yabancı konuşmacı ve konuğun katıldığı toplantı oturumlarının başlıkları şöyleydi.

 

  1. Oturum: Ortadoğu’da Yeni Düzen Arayışı: Demokrasisiz Barış Mümkün mü?
Moderatör: Hayri Kırbaşoğlu
Zubeir Arous
Hiba Raouf
Mahdi Mabrouk
Ümit Aktaş
Moreno Pasquinelli
  1. Oturum: Suriye’de Barışın İnşası: Çoğulculuğa, Adalete ve Ortak Geleceğe Doğru
Moderatör: Hatice Muhammed
Burhan Ghalioun
Hasan Farraj
Ahmad Alderzi
Walid Ridwan
Hediye Levent  Bir kaza sonucu katılamadı
  1. Oturum: Filistin için Adil Barış: Halkların Onuru, Direnişi ve Ortak Geleceği
Moderatör: İslam Özkan
Fadel Al-Badrani
Khalil Al-Kawtharany
Tayseer Al-Khateeb
Wilhelm Langthaler
Walter Schumacher

  Oturum: Anti-Siyonizm ve Anti-Siyonist Aktivizm Paneli (Forum)

Moderatör: Tarkan Tek
Roni Barkan
Dalia Sarig
Mücahid Sağman (Direniş Çadırı)
Sevgi Alkan (Filistin İçin Bin Genç)
Emine Güneş

 

 

Oturum-Toplumsal ve Bölgesel Gelişmelerin Işığında İran ve Yeni Bölgesel düzendeki Yeri

Moderatör: Yıldırım Kaya
Hoda Rizk
Salahaddin Al-Jourchi
Levent Baştürk
Hossein Pak

 

 

Oturum: Barışın Yarım Kalan Hikayesi: Türkiye’de Kürt Sorunu ve Yeniden Diyalog Arayışı  

Moderatör: Mehmet Bekaroğlu
Mithat Sancar (oturum öncesi sunum)
Bülent Kaya
Oğuz Kaan Salıcı
Mehmet Emin Ekmen
Sinan Kızılkaya

 Oturum: Doğu Konferansı: Yeniden Yola Koyulma Zamanı mı? (Atölye)

Moderatör: Zeki Kılıçaslan

Katılımcılar son oturumda yaptıkları değerlendirme toplantıları sonucu bölgemizde “Barış ve Adalet”  temelli topluma dayalı bağımsız bir çalışmanın oluşabilmesi için bir haberleşme ağının ve bunu koordine edecek bir komitenin kurulmasına karar verdiler.

Toplantı sonunda sempozyum başkanı Prof.Dr. Zeki Kılıçaslan bir değerlendirme sunum yaptı.

Sonuç Bildirgesi Ön Sunum

Bütün Dünya’ da silahlanma muazzam kaynakları tüketiyor, yaklaşan “3.Dunya Savaşından” söz ediliyor.

Bizler barış istiyoruz ama evimizde oturmak için değil toplumsal adalet mücadelesini büyütmek için…

ORTADOĞU

Sempozyum bölgemiz için kullanılan “Ortadoğu” kavramının batı merkezli bir bakış açısının ürünü olduğunu ve bunun yerine “Batı Asya” ya da başka bir adlandırmanın esas alınması konusunda birleştiler.

Bölgemizde genel olarak “direniş” hattı ile “demokrasi” hattı arasında bir ikilemle karşı karşıya bulunmakta olduğumuz algısı vardır. Yani genelde “direniş hattında” bulunan ülke ya da hareketler demokratik hak ve özgürlük anlayışından uzak görünümde  “demokrasi mücadelesini” esas alan yapılar ise genelde emperyalizme/ Siyonizm’e aktif mücadele dışında görünümü vermektedir. Sempozyum katılımcıları bu ikilemin demokratik çoğulcu bir direniş hattı ile aşılmasının gerekli ve mümkün olduğuna inanmaktadırlar. Bizler emperyalizmin olduğu gibi bölgemizdeki despotik, totaliter/otoriter yönetimlerin de karşısındayız.

SURIYE

Suriye’nin farklılıkların tanındığı bir anayasaya sahip olması gereklidir.
Suriye yönetiminin kapsayıcılıktan  uzak yaklaşımları nedeniyle büyük problemler ortaya çıkmaktadır…
Dürzilere ve Suriye Alevilerine yönelen katliamlar esas olarak yönetimin yanlışları ve bu ortamı fırsat olarak değerlendiren hükümeti destekleyen çeşitli gruplar tarafından gerçekleştirilmektedir.

Kapsayıcı ve mezhepçilikten uzak bir anayasa ve politikalar demokratik bir Suriye birliğinin garantisi olur. Kürtleri ve diğer kimliklerden halkların varlığını, kimliği ile eşit ve özgür yaşama hakkının kısıtlayan tutumlar sadece bölgede büyük bir genişleme politikası ve bunun için kışkırtmalar yapma peşindeki Siyonist İsrail politikalarının yanına düşmek olacak, azınlık farklı kimlikten halkları İsrail tarafına itmeye yarayacaktır.

FİLİSTİN
İsrail devleti soykırımın  hesabını  vermelidir.
Sempozyum katılımcıları Filistin için ideal çözümün her kimlikten halkın eşit ve özgür olarak yaşadığı birleşik bir Filistin devletinin olduğunu düşünmekle birlikte iki devletli bir çözümün de olabilir bulmakta ve daha gerçekçi olarak görmektedir. Bu konuda esas karar sahibinin Filistin halkının kendi özgür iradesi olduğu açıktır.

Türkiye Cumhuriyeti hükümetinin Filistin konusundaki politikaları genelde ikiyüzlü niteliği ile ortadadır ve verdiğini söylediği destek sözden öteye gitmemektedir.
Kahire de yapılan “barış planı”  ateşkesin sağlanması açısından olumlu karşılanmakla birlikte Filistin halkının taleplerini karşılamaktan çok uzakta bulunmakta, Filistin halkının kimlik ve var olma hakkını ebediyen ortadan kaldırma riskini taşımaktadır.

ANTİ SİYONİST KAMPANYA

Anti Siyonizm Yahudi karşılığı değildir.
Güçlü bir Anti Siyonist hareket Smud filosu örneğinde de görüldüğü gibi ancak güçlü uluslararası ve barışçı yöntemlerle gerçekleştirilebilir. Bütün süreç boyunca başta İspanya, İrlanda olmak üzere hemen bütün ülkelerde halkın çok büyük kesimlerinin gösterdiği kitlesel dayanışmayı selamlamaktayız. Bu süreç bütün Dünya’ da halk içinde Siyonizm’in gerçek yüzünün ortaya çıkmasını sağlamıştır. Sempozyum katılımcıları Yahudi kökenli Anti Siyonist arkadaşların mücadeleye ve bu toplantıya katılımından büyük mutluluk duymaktadır ve onların direnişinin Filistin halkının mücadelesi için çok özel önem taşıdığının bilincindedir.

İRAN

İran son savaş ve soykırım sürecinde de gösterdiği gibi Siyonist İsrail politikaları karşısında Filistin ve Lübnan halkı için büyük bir mücadele örneği vermiş,  İsrail iktidarının faşist yüzünün ortaya çıkmasında büyük rol oynamıştır ve onun yanındayız.  Fakat İran politikaları hem Müslüman Dünya’ da hem de genelde hak ettiği desteği alamamaktadır. İranlı kardeşlerimize söylemek isteriz ki dini liderin ülke yönetiminde en güçlü olduğu, iç politikada demokratik hak ve özgürlüklerin esas alınmadığı, herkesin kendi yaşam tarzı için özgürlükleri var olmadığı koşullarda İran hükümeti ne kendi halkından ne de dıştan güçlü bir destek alamayacaktır. Bu durum ise Iran’ ı emperyalizm ve Siyonizm karşısında zayıflatacak, süreç büyük toplumsal kırılmalara varabilecektir.

KÜRT  MESELESİ

Sempozyum katılımcıları Türkiye’ de Kürt meselesi temelindeki silahlı çatışmaların bitirilmesi ve meselenin eşitlik temelindeki demokratik çözümümü yolundaki süreci desteklemektedir. Kürt meselesinin eşitlik temelindeki demokratik çözümü   olası emperyalist ve Siyonist savaş politikalarının ve bundan kaynaklanan tehdit algılarının giderilmesini sağlayacaktır. Türkiye ve bölgemiz toprakları yüzyıllar boyunca çoğulcu ve barışçı bir şekilde birlikte yaşama deneyimine sahiptir, diğer ülkelerde ve Türkiye’ de de çözüm bu niteliğimiz 21. Yüzyılın koşullarında yeniden üretmekten geçmektedir.

SONUÇ

Demokratik hak ve özgürlüklere dayanan siyasal yönetim anlayışlarını modern çağlarda geliştiren batılı halkların deneyimlerini insanlığın ortak ürünü olarak benimsiyoruz. Öte yandan bu topraklardaki ortak medeniyetimizin bu anlayışların daha ilerisinde adil bir toplumsal düzenin geliştirilmesinde tüm Dünya’ ya örnek olabilecek bir potansiyeli taşıdığının bilincindeyiz ve bunun için farklı kimliklerden insanlar olarak  çoğulcu demokratik bir mücadele hattında birlikte çalışılması kararındayız.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir