Barış sürecinin gerçek başarısı toplumsallaşma ile mümkün!

“Silahların susmasını ve barışı destekliyoruz” demek yeterli değildir. Sürecin ilerleyebilmesi için halkın katılımı, yani sürecin toplumsallaşması olmazsa olmaz bir gerekliliktir. Silahlı çatışmaların sona ermesi, devlet güçleri ile silahlı örgüt arasındaki bir anlaşmayla sağlanabilir; ancak gerçek bir barış, Kürt sorununun çözümü ve demokrasinin yerleşmesi, halkın aktif katılımı olmadan mümkün değildir.

Devlet Bahçeli’nin Abdullah Öcalan hakkındaki çağrısıyla başlayan, Öcalan’ın yaptığı açıklamayla PKK’nın kongresinde kendini feshettiğini ilan etmesi ve ardından sembolik olarak bir PKK grubunun silahlarını yakmasıyla devam eden süreç; TBMM’de “Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun kurulmasıyla belli bir aşamaya gelmiştir.

Otoriter baskılar, çekinceler, tereddütler ve süreç

Bugün yürümekte olan süreci genel olarak değerlendirdiğimizde, TBMM’de halkın %95’inden fazlasını temsil eden partilerin komisyona üye vermesine rağmen, halkın büyük kesimlerinde sürece dair tereddüt ve sessizliğin sürdüğü görülmektedir. Komisyona üye veren partilerden DEM Parti dışında hemen hiçbir siyasi güç, sürecin toplumsallaşması için doğrudan halka yönelik etkinlik yapmamaktadır. Süreci başlatan MHP, liderinin net söylemleri ve parti içi toplantılarla belli bir yaklaşım içindeyken; AK Parti sürecin içinde yer almakla birlikte, net ve kararlı bir söylemle sürece sahip çıkma ve olumlu biçimde toplumsallaştırma konusunda isteksiz görünmektedir. CHP ise tabanında ve yönetiminde ciddi karşı görüşler bulunmasına rağmen, doğru kararla bazı şartlar öne sürerek komisyona katılmış; ancak sürecin toplumsallaşması yönünde aktif bir politika izlememektedir.

Sürecin diğer bir boyutu ise, hükümetin örneğin infaz yasalarında yapılabilecek bazı olumlu değişikliklerde dahi adım atmakta çok yavaş davranmasıdır. “Çözüm süreci” aynı zamanda, iktidarın ileri derecelere varan otoriter tutumu, derin ekonomik kriz ve hükümetin ana muhalefet partisi CHP’ye özellikle belediyeler üzerinden hukuk tanımaz saldırılarıyla eşzamanlı olarak yürütülmektedir. Bu çelişkili durum, muhalif toplum kesimlerinde haklı olarak güvensizlik ve çekinceleri artırmaktadır. Yapılan anketlerde toplumun çoğunluğunun süreci desteklediği görülse de; muhalif kesimlerin çekinceleri ile AKP’nin tereddüt yaratan tavrının birleşmesi, toplumsal katılım eksikliğinin nedenlerini ortaya koymaktadır.

Tek başına ilahların susması da değerli ama tabi ki barış ve çözümü hedefliyoruz

SAHİ (Sosyal Adalet Hareketi),  esasen Kürt meselesi temelinde silahların susmasını ve çözüm üretilmesini hedefleyen süreç konusunda, en başından itibaren net bir tutum almış; sürecin desteklenmesi ve toplumsallaşması için elinden gelen çabayı göstermektedir. SAHİ olarak süreci değerlendirirken öncelikle şunu kabul ediyoruz: Sadece silahların susması, tam anlamıyla barış değildir; barışın sağlanması, Kürt sorununun tüm yönleriyle çözüldüğü anlamına gelmez; Kürt sorununun çözülmesi de ülkemizdeki demokrasi sorununun bittiği anlamına gelmez.  Bu konular birbiriyle yakından ilişkili olmakla birlikte, farklı düzlemlerde ele alınması gereken meselelerdir ve sürekli toplumsal mücadele gerektirir. Bununla birlikte, Kürt sorunu temelindeki silahlı çatışmanın bitirilmesi, kendi başına toplumumuz için çok önemli, olumlu ve tarihsel bir adımdır. Başka birçok ülkedeki çatışma süreçlerinin bitirilmesi deneyimleri de bu doğrultudadır. Aynı zamanda bu, Kürt sorununun çözümü ve demokratik mücadelenin önünün açılması açısından da büyük bir kazanım olacaktır. Bu nedenle SAHİ açısından bu süreç, kimin başlattığından veya günlük siyasette hangi partiye yarar sağladığından bağımsız olarak desteklenmesi gereken bir süreçtir.

Süreçle ilgili olarak, barış ve demokrasiden yana güçler açısından yalnızca “silahların susmasını ve barışı destekliyoruz” demek yeterli değildir. Sürecin ilerleyebilmesi için halkın katılımı, yani toplumsallaşması olmazsa olmaz bir gerekliliktir. Silahlı çatışmaların sona ermesi, devlet güçleri ile silahlı örgüt arasındaki bir anlaşmayla sağlanabilir; ancak gerçek bir barış, Kürt sorununun çözümü ve demokrasinin yerleşmesi, halkın aktif katılımı olmadan mümkün değildir.

Her zeminde, her kimlikten ve siyasi görüşten kesimlerle süreci toplumsallaştırmak

Egemen güçler bu tür süreçlerde halkın aktif katılımını istemez, işi mümkünse yalnızca kapalı görüşmelerle bitirmeye çalışırlar. Oysa demokratik güçler açısından en temel savunulması gereken nokta, halkın katılımını artırmak, halk sınıfları içindeki yaygın milliyetçi önyargıları kırmak ve bu zeminde emek ve demokrasi mücadelesinde birlik zeminini güçlendirmektir. Her yerde ve toplumun her kimlik kesiminden ve her siyasi görüşten kesimlerinin katılımı ile süreci toplumsallaştırmak yaşamsal öneme sahiptir. Süreç bir nedenle başarısız olsa dahi, barış ve demokrasi mücadelesini güçlendirmenin yolu, bu sürecin ne ölçüde değerlendirildiğiyle doğrudan ilişkili olacaktır.

SAHİ, bu bakış açısıyla, kendi gücü ve ilişkilerinin elverdiği ölçüde; duyuru ve görselleri aşağıda yer alan etkinliklerle ve ayrıca daha küçük toplantı ve ziyaretlerle sürece katkı sunmaya çalışmaktadır. SAHİ, barış ve demokrasiden yana bütün siyasi güçleri ve sendikaları, sürecin toplumsallaşması açısından sorumluluk almaya ve mücadeleye çağırmaktadır.

24 Mayıs 2025 Altunuzade-Üsküdar  Toplantısı

12 Haziran 2025 K. Çekmece Toplantısı

19 Temmuz 2025  – Esenyurt toplantısı

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir