OTİS, AFYONKARAHİSAR ŞUBESİNİN AÇIKLAMASINI KAMUOYU İLE PAYLAŞIYORUZ

 

 

BASIN VE KAMUOYUNA

 

Değerli basın emekçileri, değerli emekçiler, emek ve demokrasi örgütlerinin temsilcileri, kadın örgütleri ve emekten yana olan Afyonkarahisar halkı;

Geçtiğimiz hafta burada açıkça ifade ettik: Gençlik ve Spor Bakanlığına bağlı KYK yurtlarında işçilere yönelik baskı, mobbing, sürgün, işten çıkarma ve sendikal hakları hedef alan uygulamalar kabul edilemez. Bugün aynı yerde bir kez daha bulunmamızın nedeni, bu saldırıların karşısında geri adım atmadığımızı ve atmayacağımızı ilan etmektir.

Geçen hafta söylediklerimiz bir uyarıydı. Bugün ise daha açık konuşuyoruz: İşçilerin anayasal haklarını kullanmasını engellemeye, sendikal mücadeleyi cezalandırmaya ve örgütlü işçileri sürgünlerle, işten çıkarmalarla ve baskılarla sindirmeye kimsenin gücü yetmeyecektir.

Afyonkarahisar Gençlik ve Spor İl Müdürlüğünde yaşananlar münferit birkaç olaydan ibaret değildir. Burada yıllardır işçilerin çalışma koşullarını, sağlığını, iş güvencesini ve sendikal haklarını doğrudan etkileyen bir yönetim anlayışı bulunmaktadır. İşçi hakkını aradığında karşısına yönetmelikler değil keyfilik, hukuk değil baskı, diyalog değil tehdit çıkarılmaktadır.

Sendikamız OTİS yöneticisi Ferdağ Dalgıç’ın sendikal mücadelesi nedeniyle görev yaptığı yurttan başka bir yurda gönderilmesi, bu anlayışın en açık örneklerinden biridir. Kısa süre önce sendikamız üyesi Naciye Kabak’ın hukuka aykırı biçimde işten çıkarılması da aynı anlayışın bir başka sonucudur.

Buradan açıkça söylüyoruz: Bir işçiyi sendikal faaliyetleri nedeniyle sürgün etmek, yalnızca o işçiyi hedef almak değildir. Bütün işçilere “örgütlenirseniz bedel ödersiniz” mesajı vermektir.

Biz bu mesajı kabul etmiyoruz.

Daha da önemlisi, bu mesajın karşısında sessiz kalmayacağız.

Çünkü bizim için bir üyemize yönelik saldırı, bütün üyelerimize yönelik bir saldırıdır. Bir işçinin hakkına yönelik saldırı, bütün işçilerin hakkına yönelik saldırıdır. Bir işçinin örgütlenme iradesini kırmaya yönelik her girişim, karşısında örgütlü işçilerin ortak iradesini bulacaktır.

OTİS olarak hukuki mücadelemizi sürdürüyoruz. Ancak bizim mücadelemiz yalnızca mahkeme salonlarına sıkıştırılabilecek bir mücadele değildir. Hukuk yoluyla hakkımızı ararken işyerlerinde örgütlenmeye, işçilerin sözünü büyütmeye ve dayanışmayı güçlendirmeye devam edeceğiz.

Çünkü bu kurumda bugün uygulanabilen birçok iş sağlığı ve güvenliği önlemi, idarenin işçilere sunduğu bir lütuf değildir. İşçilerin kararlı mücadelesinin, açılan davaların ve kazanılan onlarca hukuki sürecin sonucudur.

İşçiler mücadele etmeseydi iş güvenliği uzmanı görevlendirilmeyecek, işyeri hekimi görevlendirilmeyecek, iş sağlığı ve güvenliği konusunda bugün var olan bazı kazanımlar elde edilmeyecekti.

Buradan bir kez daha soruyoruz:

İşçilerin mücadele ederek kazandığı hakları neden işçilere çok görüyorsunuz?

İşçilerin anayasal sendika hakkını neden bir tehdit olarak görüyorsunuz?

Hak arayan işçiyi neden sürgünle, işten çıkarmayla ve mobbingle cezalandırıyorsunuz?

Ve işçilerin yanında olması gereken bazı sendikalar, neden işçilerin karşısında duran idareyle aynı safta yer alıyor?

Bizim sendikacılık anlayışımız bellidir. Sendika, işçiyi susturan değil konuşturan; yönetime uyum sağlayan değil işçinin hakkını savunan; işçinin sırtından makam ve mevki devşiren değil, işçinin yanında bedel ödemeyi göze alan örgüttür.

İşçinin hakkı gasp edilirken susan, sürgün karşısında sessiz kalan, işten çıkarma karşısında geri çekilen bir sendikacılığı kabul etmiyoruz.

Biz sendikayı işçinin sesini kısmak için değil, işçinin sesini büyütmek için var ediyoruz.

Bu kurumda işçi sağlığı ve güvenliği konusunda yaşananlar da artık görmezden gelinemeyecek noktadadır.

En temel kişisel koruyucu donanımların dahi eksik olduğu koşullarda işçiler çalıştırılmakta, ağır ve riskli işler gerekli önlemler alınmadan yaptırılmaktadır. Sığınağı basan kanalizasyon sularının temizliği sırasında işçilerin uygun koruyucu ekipman olmadan çalıştırılması bunun açık bir örneğidir.

İşçinin sağlığı maliyet hesabına sığdırılamaz. İşçinin canı tasarruf kalemi değildir.

Kamuoyu, gerekli önlemler alınmadan kanalizasyon çalışmasına gönderildiği için enfeksiyon kaparak yaşamını yitiren Zafer Açıkgözoğlu’nu unutmadı. Biz de unutmadık.

İşçi sağlığını hiçe sayan anlayışın sonucunun ne olabileceğini biliyoruz. Bu nedenle yeni bir iş cinayeti yaşanmadan, yeni bir işçi sakatlanmadan, yeni bir emekçinin hayatı geri dönülmez biçimde değişmeden gerekli önlemlerin alınmasını istiyoruz.

İşçilerin sağlığını korumak için mevzuatta yazılı olan önlemleri uygulamak bir tercih değildir. İşverenin ve idarenin sorumluluğudur.

Aynı şekilde, işçilerin çalışma alanı da yöneticilerin keyfine göre şekillendirilemez.

İş tanımlarının fiilen ortadan kaldırıldığı, sürekli angarya işlerin dayatıldığı, hatta zaman zaman yöneticilerin kişisel işlerinin dahi işçilere yaptırıldığı bir çalışma düzenini kabul etmiyoruz.

İşçiyi kendi görev alanının dışında her türlü işe koşup sonra da itiraz ettiği için cezalandırmak, yönetim değil keyfiliktir.

Ağır çalışma koşulları nedeniyle işçilerin bel ve boyun fıtıkları, kas yırtıkları, tenisçi dirseği gibi meslek hastalıklarıyla karşı karşıya kalması da tesadüf değildir. Bu sonuçların arkasında işçinin emeğini sınırsızca kullanabileceğini düşünen bir çalışma anlayışı vardır.

Biz işçinin bedenini tüketen, sağlığını bozan ve emeğini değersizleştiren bu çalışma düzenini kabul etmiyoruz.

Buradan Afyonkarahisar Gençlik ve Spor İl Müdürlüğüne ve Gençlik ve Spor Bakanlığına bir kez daha açıkça sesleniyoruz:

Ferdağ Dalgıç hakkında verilen sürgün kararı geri çekilmelidir.

İşçilerin sendikal faaliyetleri nedeniyle hedef alınmasına ve cezalandırılmasına son verilmelidir.

Mobbing ve baskı uygulamaları derhal durdurulmalıdır.

İşçilerin anayasal örgütlenme hakkına müdahale edilmemelidir.

İş sağlığı ve güvenliği mevzuatı eksiksiz uygulanmalıdır.

İşçilere angarya işler yaptırılmasına ve keyfi görevlendirmelere son verilmelidir.

Naciye Kabak’ın işten çıkarılmasıyla ilgili hukuka aykırı uygulamalar ortadan kaldırılmalı ve işçilerin iş güvencesi korunmalıdır.

Ancak şunu da herkes bilmelidir:

Biz bu talepleri yalnızca dile getirmek için burada değiliz. Bu talepler gerçekleşene kadar mücadele etmek için buradayız.

Geçen hafta uyardık.

Bugün bir kez daha söylüyoruz: Geri adım atmayacağız. Bizi sürgünle susturabileceğinizi düşünüyorsanız yanılıyorsunuz.

İşten çıkarma tehdidiyle örgütlenme irademizi kırabileceğinizi düşünüyorsanız yanılıyorsunuz.

Mobbingle, baskıyla ve tehditle işçileri yalnızlaştırabileceğinizi düşünüyorsanız yine yanılıyorsunuz. Çünkü karşınızda tek tek işçiler değil, örgütlenme iradesini kuşanmış işçiler bulunmaktadır. Bugün bir işçiye yapılan saldırının yarın başka bir işçiye yöneltileceğini biliyoruz. Bu nedenle hiçbir üyemizi yalnız bırakmayacağız. Bir üyemize dokunulduğunda dayanışmamızı büyütecek, her saldırının karşısında daha güçlü bir örgütlülükle duracağız.

Bu mücadele yalnızca Ferdağ Dalgıç’ın mücadelesi değildir.

Bu mücadele yalnızca Naciye Kabak’ın mücadelesi değildir.

Bu mücadele yalnızca OTİS üyelerinin mücadelesi de değildir. Bu mücadele, emeğinin karşılığını isteyen, sağlıklı ve güvenli koşullarda çalışmak isteyen, işyerinde insan onuruna yaraşır bir düzen isteyen bütün işçilerin mücadelesidir.

Ve biz biliyoruz: İşçi örgütlenirse korku değişir.

İşçi birleşirse dengeler değişir.

İşçi mücadele ederse düzen değişir.

Bu nedenle KYK yurtlarında baskı düzenine karşı örgütlenmeyi büyüteceğiz. İşçilerin haklarını gasp eden, emeğini değersizleştiren ve sendikal mücadeleyi cezalandırmaya çalışan anlayış karşısında geri çekilmeyeceğiz.

Bugün buradan bir kez daha ilan ediyoruz: Baskıyı artırdıkça mücadelemizi büyüteceğiz!

 

Sürgünle susturamazsınız! İşten atmayla sindiremezsiniz!

Mobbingle örgütlü işçiyi teslim alamazsınız!

Bir işçiye yapılan saldırı, bütün işçilere yapılmış saldırıdır!

Yaşasın işçilerin örgütlü mücadelesi!

Yaşasın işçilerin dayanışması!

Yaşasın sınıf dayanışması!

Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz!

Tüm Otel ve Turizm İşçileri Sendikası (OTİS)

 

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir