1MAYIS 2024; Ne Oldu? Ne Olmadı?

Bu 1 Mayıs’a da damgasını vuran Taksim alanında kutlama yapmak isteyen işçilere, emekçilere, sosyalistlere yönelik devlet/hükümet yasağı ısrarının oluşturduğu gerilim süreci oldu. Türk-İş , Hak-İş  ve Memur Sen gibi kuruluşlar 1 Mayıs’ı bir mücadele günü olarak değil de daha çok bir resmi geçit şeklinde kutlama eğilimlerine devam ettiler. DİSK, KESK ve sosyalist güçler ise CHP’ nin de açıkladığı Taksim hedefi konusunda herhangi bir varlık ortaya koyamadı.

Ne Oldu?

Devlet/Hükümet yasaklarına karşı sendikaların ve emek siyasetlerinin 1 Mayıs’ı Taksim (1 Mayıs) alanında kutlama isteği sonuna kadar meşrudur. Yasağın güvenlik ve halkın uğrayacağı bazı ulaşım zorluklarında kaynaklanmadığı bizzat AK Parti hükümetlerinin iki sene Taksim alanında toplanmaya izin vermesi ile ortadadır. Yasağın nedeninin 2013’ler den bu yana AKP iktidarının toplumsal meşruiyet alanının daralması, giderek artan otoriterleşme ve keyfi yönetimine karşı Gezi direnişi ile tep noktasına ulaşan tepkilerin görünürlüğünün istenmemesidir. Öte yandan yönetenlerin hiç istemediği bir diğer şey ise büyük ekonomik kriz içinde Erdoğan sonrası için planlanan fiiliyatta bir çeşit AKP/veya AKP artıkları ile CHP ortaklığına dayanması planlanan yeni hükümet seçeneği yanında güçlenebilecek emekçilere, demokratik özgürlükçü güçlere dayanabilecek bir siyaset alternatifidir. Olmayan şey, kriz koşullarında süregiden partiler arası diplomatik, kapı arkası süreçlere karşı halkın alanlardaki açık, meşru muhalefetinin görünürlüğü idi.

Şüphesiz ki 1 Mayıs’ ta taksim çağrış yapan başta DİSK ve KESK olmak üzere tüm emek güçlerinin bu yasağı kırmak gibi bir dertleri varsa önceden çok daha güçlü çalışma yapmaları beklenirdi. Böyle bir çalışmanın olmadığı ortadadır. Fakat bununda ötesinde diğer sendikalara olduğu gibi DİSK ve KESK’ in bırakın kendi dışındaki emekçiler için kendi üyeleri nezdinde de uzun süredir çok büyük bir güven kaybı yaşadığı ortadadır. Bu 1 Mayıs’ın diğer bir sonucu da kurulu sendikal düzen dışındaki sendikal mücadele/örgüt arayışlarının artması olacaktır.  

Öte yandan CHP Genel başkanının Taksim için çağrı yapması, ardından Saraçhane’ye CHP’ den çok az bir katılımın olması ve alanın öncelikle terk edilmesi yaklaşımı da çok dikkat çekicidir.

CHP daha da kötüleşmesi beklenen ekonomik kiriz koşullarında seçim başarısının etkisi ile kitleler üzerinde sağladığı etkisini sürdürmek özellikle emek siyaset alanında yükselebilecek veya yeni gelişebilecek farklı parti ve siyaset arayışlarına alan bırakmamak gibi bir yaklaşıma sahiptir. Bu nedenle bu süreçte  CHP’ de işçi/emek sözleri ağızlardan düşmeyecek, Deniz’ler Mahirler, İbolar “saygıyla” anılacaktır!

Ne Olmadı?

Esasında olmayan şey; Emekçi halkın derin bir yoksulluk girdabına sürüklendiği sosyal koşullarda, otoriter baskıcı AKP/MHP rejiminin büyük bir yenilgi aldığı bir seçimden henüz çıkmış iken, yönetenlerle halk arasındaki giderek artan sosyal cepheleşmenin alanlara yansıtılamamasıdır. Bütün Dünya’ da yaşanan siyasal/toplumsal gerilim ötesinde kuzeyimizde ve güneyimizdeki savaşların etkisi ve daha da önemlisi ülkenin yaşadığı ve en az 3-4 yılda daha devam etmesi öngorülen ekonomik krizin büyük emekçi kitleleri tarihimizde hemen hiç görülmemiş bir yoksullaşma sürecine mahkum ettiği koşullarda sömürü ve savaşlara karşı halkta gelişen tepki alanlarda bir yer bulamamıştır.

Ek olarak kriz süreci içinde emek temelli, CHP’ den bağımsız bir toplumsal muhalefetin geliştirilip güçlendirilmesi için emek siyasetlerinin birleşik bir güçle sürece müdahale etme arayışında bile olmaması da ayrıca dikkate alınmalıdır. Daha bir yıl önce “Emek ve Özgürlük İttifakı” oluşturmuş güçler bırakın alanlarda BİRLİKTE mücadeleyi seçimlerde bile ittifak olamamış, vekillik ve belediye başkanlığı, meclis üyelikleri adaylıkları tartışmalarına boğulmuş, ittifakı fiilen dağıtmış üstelik de bu konuda emekçi halka bir açıklama bile yapamamış durumdadırlar.

 Ne Olabilirdi?

Eğer DİSK, KESK ve CHP yönetimleri hükümetin kesin olarak Taksim’e çıkışa izin vermeyeceği konusunda bilgi sahibi iseler (öyle olması beklenir) ve hükümetin kurduğu güvenlik barikatını da  büyük bir kitle gücü ile zorla kırma niyetinde değil veya öyle bir güçte görmüyor idi iseler onlardan beklenen barikatın bu tarafını büyük bir kitle buluşmasını dönüştürmek, Saraçhane ve ardında büyük bir gösteri düzenlemek olurdu. Örneğin 1 Mayıs’ tan  1-2 gün önce bütün emekçileri ve demokrat yurttaşları hükümetin Anayasa tanımaz tutumunu,  pahalılığı ve sömürüyü protesto için hep birlikte barışçı bir gösteri için Saraçhanede toplanma çağırısı yapılır, bunu örgütler ve Taksim için girişimleri de ihmal etmeden Yenikapı-Aksaray-Saraçhane hattında fiili bir yürüyüş/miting örgütlenebilirdi.

Sonuç olarak

1 Mayıs önemlidir ama iki mayıs ve ardından gelecekte yapılması gerek işler  daha önemlidir!

Ülkemizde emekçilerin bağımsız güçlü bir sendikal, sosyal, siyasal güce sahip olamaması sadece emekçilerin değil Türkiye demokrasisinin geleceği içinde temel bir sorundur!

Emeğin en temel ekonomik, demokratik talepleri bile sistem içi yıkıcı, devrimci bir işlev görecek nitelik kazanmıştır!

Bu gün ülkemizde sosyal demokrat çizgi de bile olsa güçlü bağımsız bir emek siyaseti yoktur!

Emeğin hem mücadele biçimleri açısından hem de farklı mücadeleci eğilimlerin birlikteliği açısından çoğulcu, demokratik birleşik bir mücadele hattına ihtiyacı yaşamsal değerdedir!

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir