ABD’li muhafazakar yayıncı Tucker Carlson ile yaptığı bir röportajda Huckabee’ye, İncil’e göre İsrail’in tüm Ortadoğu üzerinde hakkı olup olmadığı soruldu.
Büyükelçi, “Her şeyi alsalar sorun olmazdı” yanıtını verdi.Bölge ülkelerinin tepkisi ise sadece basit bir açıklama oldu!
Mike Huckabee Evanjelist Bir Siyasetçi
Mike Huckabee, İsrail tezlerine verdiği güçlü destekle bilinen evanjelist bir siyasetçi. Evanjelistler, Yahudilerin “Tanrı’nın Seçilmiş Halkı”, Kutsal Topraklar’ın da “Yahudilerin malı” olduğuna inanıyorlar.
Huckabee, konuşmasında Eski Ahit metinlerine atıfta bulunarak, Nil’den Fırat’a kadar olan bir toprak parçasının “İbrahim’in soyuna” vaat edildiğini iddia etti; bu bölge, mevcut coğrafyasında Mısır, Ürdün, Suriye, Lübnan, Irak ve Suudi Arabistan’ın bazı kısımlarını içermektedir.
İsrail’in bu toprakları ilhak etmesinin meşruiyeti sorulduğunda Huckabee, “Eğer hepsini ilhak etseler, bu kabul edilir” dedi. Bu açıklamalar sosyal medyada hızla yankı buldu ve bazı kullanıcılar bunu Amerikan dış politikasının bir bölümüne ideolojik bir yaklaşımın işareti olarak nitelendirdi.
Büyük İsrail Söylemi/ “Yinon Planı”
Bölgesel analistler, bu tür görüşlerin sunulmasının, daha önce bazı İsrailli siyasi figürler tarafından ortaya atılan “Büyük İsrail” söylemini anımsattığına inanıyor. Bu bağlamda, İsrail’in stratejik üstünlüğünü sağlamak için Arap ülkelerinin daha küçük birimlere bölünmesini vurgulayan ve bölgesel siyasi literatürde “Yinon Planı” olarak bilinen 1982 tarihli “Ovid Yinon” makalesine atıfta bulunulmaktadır
Bu sözlere tepki açıklaması, Birleşik Arap Emirlikleri, Mısır, Ürdün, Endonezya, Pakistan, Türkiye, Suudi Arabistan, Katar, Kuveyt, Umman, Bahreyn, Lübnan, Suriye ve Filistin Yönetimi’nin yanı sıra İslam İşbirliği Teşkilatı, Arap Birliği ve Körfez İşbirliği Konseyi tarafından imzalandı. Huckabee’nin yorumları “tehlikeli ve kışkırtıcı” olarak nitelendirildi. Bu çıkış, Gazze’deki savaşı sona erdirme çabalarına tehdit olarak da tanımlandı. Açıklamada, Huckabee’nin, “İsrail’in işgal altındaki Batı Şeria da dahil olmak üzere Arap devletlerine ait topraklarda kontrol kurmasının kabul edilebilir olacağını ima ettiği” belirtildi.
“Dışişleri bakanlıkları, İsrail’in işgal altındaki Filistin toprakları veya işgal altındaki diğer Arap toprakları üzerinde hiçbir egemenliğinin olmadığını yeniden teyit etti” denildi. “Batı Şeria’nın ilhakına veya Gazze Şeridi’nden ayrılmasına yönelik her türlü girişimi kesin bir dille reddettiklerini, işgal altındaki Filistin topraklarında yerleşim faaliyetlerinin genişletilmesine şiddetle karşı çıktıklarını ve Arap devletlerinin egemenliğine yönelik her türlü tehdidi reddettiklerini” de ifade ettiler.
Genel olarak Siyasi analistler bu yaklaşımı ihtiyatlı olarak nitelendirmekte ve ve Washington ile doğrudan gerilimin tırmanmasından kaçınmanın bir işareti olarak görmektedirler. Ülkelerin verdikleri tepkinin , yapılan açıklamaların boyutuna kıyasla orantısız olarak düşük düzeyde olduğu açık oalark dikkat çekmektedir.
Görünüşe göre, Siyonist işgali altındaki Filistin toprakları konusunda yapılan bu son açıklamalar, bölgenin jeopolitik düzenlemelerinin geleceği ve yabancı güçlerin bu düzenlemelerdeki rolü hakkındaki tartışmayı Arap ve Müslüman kamuoyunun gündemine yeniden taşıdı

