Kolombiya’da son haftalarda yaşanan gelişmeler, yalnızca bir seçim yarışının ötesinde, ülkenin gelecekte nasıl bir toplumsal ve siyasal model izleyeceğine ilişkin derin bir mücadelenin parçası olarak görülmelidir. Bir yanda sosyal reformları, emek haklarını ve toprak reformunu savunan güçler; diğer yanda güvenlikçi, piyasa merkezli ve daha muhafazakâr bir siyasal yönelimi savunan kesimler bulunmaktadır. Bu nedenle 2026 başkanlık seçimleri, son yılların en kutuplaşmış seçimlerinden biri haline gelmiştir.
Seçim Süreci: Petro Sonrası Yol Ayrımı
Kolombiya’da ilk tur başkanlık seçimleri 31 Mayıs 2026’da yapılmış, hiçbir aday yüzde 50’yi aşamadığı için seçim ikinci tura kalmıştır. İkinci tur 21 Haziran 2026 tarihinde gerçekleştirilecektir. Mevcut Devlet Başkanı Gustavo Petro anayasal olarak yeniden aday olamamaktadır. Petro’nun desteklediği sol aday Iván Cepeda ile sağcı aday Abelardo de la Espriella arasında sert bir yarış yaşanmaktadır. İlk turda De la Espriella yaklaşık %43,7, Cepeda ise %40,9 oy almıştır.
Seçim kampanyasının merkezinde güvenlik politikaları kadar emek hakları, gelir dağılımı, sağlık hizmetleri, eğitim ve toprak reformu da yer almaktadır. Cepeda, Petro döneminde başlatılan sosyal politikaları genişletmeyi savunurken; De la Espriella daha sert güvenlik önlemleri, özel yatırımların teşviki ve devlet müdahalesinin azaltılması yönünde bir program sunmaktadır.
Son haftalarda seçim sürecini daha da gerilimli hale getiren gelişmeler yaşanmış, sağ hareket şimdiki başkan olan solcu Petro’nun seçim kampanyasına müdahale ettiği iddiasıyla görevden uzaklaştırılması yönünde girişimlerde bulunmuştur. Öte yandan Bogotá’ da ki İlerici Enternasyonal Gözlem Merkezi, ABD Cumhuriyetçi Parti Senatörü Bernie Moreno’nun Kolombiya seçim yasasının doğrudan ihlalini oluşturduğu görünen davranışlarıyla ilgili acil bir uyarı yayınladı ve Ulusal Seçim Konseyi tarafından derhal soruşturulmasını talep etmiş durumda.
İşçi Hareketinin Yeniden Yükselişi
Son iki yılın en önemli toplumsal gelişmelerinden biri, işçi hareketinin yeniden kitlesel bir güç olarak sahneye çıkmasıdır. Petro hükümeti döneminde gündeme gelen çalışma yasası reformları, uzun yıllar boyunca neoliberal politikalarla geriletilen işçi haklarının yeniden güçlendirilmesini amaçlamıştır. Reformlar; gece çalışması ücretlerinin artırılması, hafta sonu mesailerinin daha yüksek ücretlendirilmesi, dijital platform çalışanlarının sosyal güvence kapsamına alınması ve güvencesiz sözleşmelerin sınırlandırılması gibi düzenlemeler içermektedir.

Bu reformlar etrafında ülke çapında güçlü bir sendikal seferberlik ortaya çıkmıştır. Özellikle Kolombiya’nın en büyük işçi konfederasyonu olan Central Unitaria de Trabajadores (CUT) öncülüğünde genel grevler ve kitlesel yürüyüşler düzenlenmiştir. 2025 yılında gerçekleştirilen 48 saatlik ulusal grev ve sonrasında yapılan kitlesel eylemler, emek hareketinin yıllar sonra ilk kez bu ölçekte görünür hale geldiğini göstermiştir.
Birçok gözlemciye göre bu hareketler yalnızca çalışma yasası reformlarını savunmakla kalmamış, aynı zamanda seçim kampanyasında solun yeniden toplumsal zemin kazanmasına da katkı sunmuştur. Özellikle ücretler, iş güvencesi ve gelir eşitsizliği konularının seçim gündemine yerleşmesinde bu eylemlerin önemli etkisi olmuştur.
Köylü Hareketleri ve Toprak Mücadelesi
Kolombiya’da toplumsal mücadelenin ikinci önemli ayağını köylü örgütleri oluşturmaktadır. Ülkede toprak mülkiyetinin son derece eşitsiz olması, onlarca yıldır süren çatışmaların temel nedenlerinden biri olarak görülmektedir.
Petro hükümeti döneminde tarım reformu ve toprak dağılımı yeniden gündeme taşınmıştır. 2026 yılı başlarında düzenlenen uluslararası toprak reformu konferansı öncesinde köylü hareketleri, yerli halk örgütleri ve kırsal topluluklar büyük toplantılar gerçekleştirerek reform taleplerini dile getirmişlerdir.
20 Mayıs’ta çeşitli bölgelerden gelen köylü, yerli ve toplumsal hareketler Bogotá’ya otobüsler ve geleneksel “chiva” araçlarıyla giriş yaptı. Bogotá yönetimi, sabah saatlerinde kente yaklaşık 12 otobüs ve 8 chiva ile grupların geldiğini, daha önce Risaralda, Cauca ve Huila’dan da katılımcıların ulaştığını ve bunların ana meydanlarda toplandığını bildirdi. Bu nedenle eylemin sembolik anlamı çok güçlüydü: Köylüler yalnızca sokakta yürümüyor, yargı, parlamento ve yürütme merkezlerine “toprak adaleti olmadan barış olmaz” mesajı veriyordu. Bu olay “Bogotanın kuşatılması” olarak da adlandırılmıştı.
Köylü örgütlerinin temel talepleri arasında:
- Büyük toprak sahiplerinin elindeki atıl arazilerin dağıtılması,
- Kırsal bölgelerde sağlık ve eğitim yatırımlarının artırılması,
- Tarımsal kredilere erişimin kolaylaştırılması,
- Yerli halkların toprak haklarının tanınması,
- Çok uluslu madencilik şirketlerinin faaliyetlerinin sınırlandırılması yer almaktadır.
Bu talepler özellikle ülkenin güney ve batı bölgelerinde geniş destek bulmuştur.
Halk Hareketleri ve Demokrasi Tartışması
Kolombiya’daki son eylemler yalnızca ekonomik taleplerle sınırlı değildir. 2021 yılında yaşanan büyük halk ayaklanmasının mirası hâlâ canlıdır. İnsan hakları örgütleri ve toplumsal hareketler, eşitsizlik, yoksulluk, etnik ayrımcılık ve siyasal dışlanma sorunlarının devam ettiğini vurgulamaktadır.
Bu nedenle seçim süreci, birçok toplumsal hareket tarafından yalnızca bir iktidar değişikliği meselesi olarak değil; halkın siyasal süreçlere katılımının genişletilmesi, sosyal hakların güçlendirilmesi ve demokratikleşmenin derinleştirilmesi mücadelesi olarak görülmektedir.
Sonuç
2026 Kolombiya seçimleri, Latin Amerika’nın en önemli siyasal dönemeçlerinden biri haline gelmiştir. Bir tarafta Petro döneminde başlatılan sosyal reformların devamını savunan güçler; diğer tarafta güvenlik ve piyasa eksenli daha muhafazakâr bir programı savunan sağ blok bulunmaktadır.
Kolombiyalılar ilk kez, iç savaş yerine barışa, sağlığa, eğitime, işçilere, kadınların refahına, Latin Amerika’nın daha derin siyasi ve ekonomik bölgesel entegrasyonuna ve gerçek iklim eylemine yatırım yapan bir toplum için oy kullanma şansına sahipler.
İşçi sendikalarının, köylü örgütlerinin ve toplumsal hareketlerin son haftalarda gerçekleştirdiği kitlesel eylemler, Kolombiya’da sınıfsal ve toplumsal taleplerin yeniden siyasetin merkezine yerleştiğini göstermektedir. Seçimin sonucu ne olursa olsun, emek hareketinin ve kırsal toplulukların son dönemde kazandığı görünürlük, ülkenin gelecekteki siyasal dengeleri üzerinde kalıcı etkiler bırakacaktır.

