Meclisli Çalışma

MUSA AKBAL

Önemli ve değerli her iş bir meclisi gerektirir. Değerini yükseltmediğin hiçbir şeyin hayrını göremezsinGüzel olanı teklife dönüştürerek yapmayı tahsil ve talim etmeye niyetli ciddi ve özgür kişilikler, meclisler halinde çalışırlar.

İnsanlar hayırlı işlerde iş bölümü ve güç birliği oluşturmak zorundadır. Meclisler halinde çalışmanın gereği, dayanışmanın ve neticesinde oluşacak güvenin sağlam zeminini kurmaktır. Aldatma ve ayartma olmadan kurulan meclisler, iyilikleri açığa çıkarır, eksiklikleri giderir. Meclisler halinde çalışmanın çekirdeğinde özgür kişilik ve sorumluluk idraki vardır. Doğruluk, özgür ve eşit insanların yaptığı açık müzakerelerle ortaya çıkar. Böylesi süreçten sonra yüklenilen sorumluluklar özgür aklın verdiği emrin emaresiyle, sizden kaynaklı olacaktır. Meclisler, düşüncelerin netleştiği, önerme, müzakere ve karar hakkının kısıta tabi tutulmadığı, yegâne meşruiyet mahfilleridir.

Meclisler kurma insanlar arasındaki rabıtanın en güvenli biçimidir; insani birlikteliğin sahici kategorisidir. İnsanlar işlerine, emeklerine ve geleceklerine sahip çıkacaksalar konu, zaman ve mekân fark etmeksizin meclisler halinde bulunmak durumundadır. İnsanın emeğine ve eylemine yabancılaşmaması için, aktif katılımlı ve karar alımlı meclislerin varlığı zarurettir. Meclisli çalışma, özgür ve sorumlu kişiliklerin varoluş tarzıdır. Bu şahsiyetler, eşitlik ve birlik temelli yaşamı içselleştirmiş, halesi emek, gayesi sulh olanlardır.

Sir George Hayter’a ait 1833 yılında yapılmış bir tablo.
[Kaynak: https://www.virtualststephens.org.uk ]

Meclislerin ruhu, birliktelik ve adâlettir. Adalete ve birlikteliğe aykırı olan her maraz meclisin hayatine yönelmiştir. Meclisler, eşit ve hür bizlerden müteşekkildir. Amacı ve anlamı, özgürce, insanlık vazifelerinin yerine getirilmesidir. Rahmet ve bereket buradadır. Birlikteliğin canlılığı meclislerle sağlanır.

Kendiliğinden hiçbir şey oluşmaz. Durmamak ve her şeyin daha iyisinin olabileceğini göstermek canlılık işaretidir. İnsanlıkla ilgili, hayatının herhangi bir aşamasında, hayırhah bir niyet ve fikir serdedenlerin hatırdan çıkarmaması gereken kişilikli duruştan ve hareket tektoniğinden dolayı, meclisli çalışmalar mecburidir. Bu tarz çalışmalar insanların hali tabiisine de uygundur.

Hayatın her alanına yayılmış uygulama olarak geliştirilebilecek meclisli çalışma, kapalı konsey yapılarından ayrı ve onların dışındadır. Hakikatlere sahip zannındaki yapıların, kişiliklerin, adı ve sıfatı fark etmeksizin, kendilerine has kıldıkları ve belirledikleri imtiyaz ve yükseklik payesinin dışına çıkarak ancak meclislerin hakikatine ulaşabiliriz.

Maslahat, meclisleri insanlara açmakla ve insanların meclislere açılmasıyla sağlanır. Çünkü bilinç, topluca hareketliliğin içinden çıkar. Anlatmayla veya tek taraflı sunumla bilinç gelişmez. Esasen katılma ve yapma makamındayken insan gerçekten anlama ve ifade kabiliyetine kavuşur. Eksiklerimiz, imkânlarımız, ardımızda bıraktıklarımız ve ufukta tespit edeceklerimiz ancak gayret ile mümkündür. Bilgide veya uygulamada sınırları zorlayan, yaparak ve benzeterek, bilinmesi ve olması gerekene ilerlemenin tek imkânıdır, meclis hainde çalışma. Ben karar verdim, ben yaptım hadsizliğinden biz düşündük, biz karar verdik ve biz yapacağız makamına yükselmenin başka bir yolu yoktur. Tekillikler ölüler içindir. ‘Bene’ hasredilen her şey ölmüştür.

Meclisler daraltma yeri değil açma yeridir. Genişletmek müzakere ediyoruz, karar alıyoruz ve yapıyoruz, demektir. İnsanların sadece görüş beyan ettiği ama karara ortak olmadığı yapılara meclis denmez. Bu karar ister önceden alınmış olsun isterse müzakerelerden sonra meclisin dışında alınmış olsun fark etmez, karar doğru alınmamıştır. İyilik, bütünlüğü kurmaktan geçer. Kendine yaptığın olumlu atıfları başkasına yapamıyorsan sende bir bütünlük fikri yok demektir. Meclisler geçmişin yük ambarları değil, geleceğin müzakere edildiği, tasarlandığı ve şekillendirildiği oluşumlardır.

Maslahat, meclisleri insanlara açmakla ve insanların meclislere açılmasıyla sağlanır. Çünkü bilinç, topluca hareketliliğin içinden çıkar. Anlatmayla veya tek taraflı sunumla bilinç gelişmez. Esasen katılma ve yapma makamındayken insan gerçekten anlama ve ifade kabiliyetine kavuşur. Eksiklerimiz, imkânlarımız, ardımızda bıraktıklarımız ve ufukta tespit edeceklerimiz ancak gayret ile mümkündür.

Her meclis kendisini geliştirmeye aday bir filizdir. İnsanların meclisler halinde çalışmalarının amacı, kendilerini kuşatan, sınırlayan ve marjinalleştirilme ve yok sayılma gayretlerine reddederek ilerleme ve aşama kaydetmektir. İlerleme bir niteliksel aşkınlığın içinden ve özünden kalkarak, gerçekten, geri dönüşü olmayacak biçimde, kusurları gideren ve yol açan bir usulde, genişleme ve derinleşmedir. Örneğin, eşitliği hak eşitliğinden toplumsal eşitliğe, sömürüden toplumların eşitliğine kadar götürmek; özgürlüğü bireysel çıkar ve imtiyazlı hak arayışından, onu insani varlığın bitmeyen enerjisini bütün toplumlara ulaştırmak gibi. Bu tavrın, eksiklik ve üstünkörülük kabul etmez ahlakla koşulsuz ilişkisi vardır.

Odaklanmayı, toplumun tamamının hareketlenmesine kaydırmak, şereflice ve etkince biz olma süreçlerinin işlediği ve gerçekleştiği yerler olarak meclisler kurmak insani ve toplumsal bir yükümlülüktür. Toplumsal hareketliliğe katılma, bilincin oluşma koşulu olmasından kaynaklanır bu yükümlülük.  Bu meclislerde gözetilecek tarz, söze daha güzel karşılıkta bulunmaktır; susmak, katkıda bulunmamak doğru yol değildir. Birkaç kişinin arzusu istikametinde yapılan toplantılar meclis hüviyetinde olamaz. Çünkü mecliste önceden ve kendiliğinden düzenlenmiş kişisel görevler ve tayinler yoktur. Meclislerde işler ikrar ve kararla gelişir.

Meclisler gelmek ve katkıda bulunmak isteyenlere açık oluşumlardır. Hiç kimse özel ve ayrıcalıklı değildir. Tanışarak, temizlenerek, aydınlanarak insanlar, kendilerini ve işlerini güzel kılabilir. İnsani ve toplumsal her meseleye takatsizlik illeti belki böyle son bulacaktır. Hak, atfedilmişlerde, yakıştırılmışlarda değil tavrı yerinde ve güzel olandadır. Sözümona seçkinlerin, öne zıplayanların cahilce temayüllerinin ve tamahlarının yol açtığı sorunlarla maluldür alemdeki girişimlerin çoğu. Meclislerini genişletip yayamayanların meclis oluşturmalarında fayda olmayacaktır. Çünkü, insanların zayıf ve anlayışsız olduklarına dair mırıldanmalarla hiçbir faydalı tasavvur geliştirilemez. Bu, insanı tanımayan, hakkaniyete uymayan erdemsiz bir tutumdur. Bilme, anlama ve yapma erdemine herkes eşit uzak yakınlıktadır. İnsanlar birbirlerini etkilerler ve kendilerini geliştirirler. İlişki tarzları insanların halini belirler. Müzakereci ilişkilerde, insanların düşünceleri birbirlerine doğru istikamette yakınsar.

Meclisli çalışma, insanların sesinin kıvama gelmesine, cesaret kazanmasına, dikkatlerini doğru ve faydalı olana yöneltmesine imkân sağlayacaktır. Kısaca, insanın insana insanca yaslanmasına meclisli çalışma denir. Meclislerde bilgiler değerlendirilir, hak gözetilir ve sabır tavsiye edilir. Meclislerin olmadığı hallerde insan güçsüz ve sahipsiz kalır. Yetersizliklerle karartılan ve uzatılan zamanlar insanlardan neyin uzaklaştırıldığı ve ona neyin yaklaştırıldığını da belli eder.

Zaman size hangi yanlış yollarda dolaştığınızı da öğretir. Safça yapılan yüceltmelerle biçimlenen kişisellikler veya kötü, daha az kötü muğlaklığından kaynaklı temsili dramatik tutarsızlıklar, gizli eğilimlerin meşrulaştırılması ve takatlerin tüketilmesinin nedenidir. Doğruluğun yönlendirmesi bellidir; iyi veya daha iyi. Bu muhteva, sinir sistemini harekete geçirir. Çalışmanın ödülü iki günü kapsar. Bugün varlığını hissettirdiğin güzellik yarın elinde olacak olandır.

Hayırlı amaçla başlayan ama sonu getirilemeyen veya yoldan çıkışların nedeni eşitsizlik gedikleri veya eşitleme hedeflerindeki uzun gecikmelerdir. Meclisli çalışma karşıtlığının temel güdüsü, eşitsizlik ve tehirciliktir. Eşitsizliğin ve gecikmelerin hâkim olduğu yapılarda ya bir akıl tutulması ya da fesadın prizmasından geçmiş bir akıl kırılmasıyla muhatap olursunuz. Tutarlılık ve nedensellikleri kavrama felce uğradığından insani vazifeler trajediye dönüşür. Geçmiş, geçmiştir. Toplumsal dönüşümün koşullarının içinde iktisadın, siyasetin, kültürün insanileştirilerek evrenselleştirilmesi gerekliliği vardır. Aksi halde başka evrenselleştirmelere muhatap olursunuz. Muhatap olduğunuz ise eşitsizlik eşikleri ve bunla paralel gelişen değer oluşturma ve kullanma pratikleridir.

Meclisli çalışma, insanların sesinin kıvama gelmesine, cesaret kazanmasına, dikkatlerini doğru ve faydalı olana yöneltmesine imkân sağlayacaktır. Kısaca, insanın insana insanca yaslanmasına meclisli çalışma denir. Meclislerde bilgiler değerlendirilir, hak gözetilir ve sabır tavsiye edilir. Meclislerin olmadığı hallerde insan güçsüz ve sahipsiz kalır.

Toplumcu bir siyasetin önemli koşulu, bağımsız ve özgür alanlar biriktirmektir. Aksi tavır otoriter nezaretçiliktir. Özünde insanın insanı ezmesi vardır. Otoriter nezaretçilik, alanını bağımsızlık ve özgürlük aleyhine provokasyonlarla genişletir.

Akıl temaşayla yetinmediğinde, katılmak, müdahil olmak ister; olanı biteni gözlerken iyi ve daha iyinin varlığını, her şey nasılsalar ve nasıl gidiyorlarsa daha iyi tarzda da olabiliri kabul ile alanları açmanın imkânlarını zorlar.

Bir yapıyı fonksiyonel kılan onun devrimci vasfıdır. Devrimcilik asgari iki alanda gelişir. Birincisi anlatılan ideolojilerin ve uygulamaların gerçeğin ne kadarını kapsadığını ve tek alternatifin yapılanların olmadığını eleştirebilme keyfiyeti, yani tarih dışılığa ve eksik akılcılığa itirazdır. İkincisi bu itirazların içinden somut bir toplumsal çözümleme yaparak gerekli aksiyonları yapmaktır. Bu yüzden meclisler, hazır kalıplar, intisaplar ve kısa vadeli hedefler üzerinden oluşmaz. Meclislerin devamını sağlayan insanlığın ve toplumların yücelmesi diyaloğudur. Meclisler, var olanı aşma ve geliştirme amacının dışında kaldığında varlığının anlamını yitireceği oluşumlardır. Muhafaza edilecek tek husus sürekli yeni ve ilerici olabilmektir. İnsanlar, meclislerde olacak olanı ve olması gerekeni işaret ederek ihtiyaç ne ise onu kuvveden fiile hemen ve tehir etmeden çıkarabiliyorlarsa anlamlı ve kalımlı olabilecek oluşumlardır. Çünkü sıhhatin kendi mecrası vardır. Bu mecranın dışında yollar maslahata uymaz. Önemli olan, toplamda bir yönelime ve fonksiyona sebep olmaktır.

Hayırhah niyetlerle başlayan, devam eden ve sönümlenen, sorunları olan birçok kurum ve düşünce ocakları vardır ve olacaktır. Bütün bunlara insaf ve itidal penceresinden bakmakta kimseye bir şey kaybettirmez, ancak pratik ve ideolojik derinliklerde olanları hatırlatmak ve ortak çabadan uzaklaşmamak esastır.

Temsili demokrasilerin insanlığın beklentilerini karşılamasındaki zaafları ortadan kaldırmanın yolu toplumun bütününün meclisler tarzında çalışmaya ve örgütlenmeye, alan ve konu ayrımı yapmadan, yönlendirilmesidir. Meclisler herkese rahmet ve mağfiret makamıdır. İşlerin gizlendiği değil beyan ve belirgin kılındığı yerlerdir. İnsanlar bu tür meclislerde bir arada olmaya kendilerini zorlamalıdır. Meclisler, insanoğlunu mihnetten rahmete ulaştıran geniş yoldur. O halde, vazgeçilmeyecek usul nihayeti bidayete yerleştirmektir.

Bu yazı 15.08.2024 tarihinde Halka Dergi 5. sayıda yayınlanmıştır

https://halkadergi.org/

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir